Atopik Dermatit

Atopik Dermatit

Atopik dermatit (Atopik ekzema) özellikle süt çocuğu ve çocukluk döneminde ortaya çıkabilen ancak her yaş grubunda görülebilen kronik bir deri hastalığıdır. Hastalık uygun bir alt yapı olduğu için ( atopik özellik ) allerjenlerin, daha çok solunum yoluyla etki eden allerjenlerin başlattığı ekzematöz reaksiyonlarla seyreder. Deri belirtilerinin hastalığa özgü karakteristikleri vardır ve yaş gruplarına göre de belirgin tutulma alanlarıgözlenebilir.

Hastalık kronik olmakla beraber çocukta %70-80 oranında kendiliğinden gerileme gösterebilir. Atopik dermatit çocukta sıklıkla 3-6 aylıkken başlar. Özellikle yanaklarda, kol ve bacakların kıvrım yerlerinde, kalça bölgesi ve ellerde şiddetli kaşıntılı, sınırları belirsiz, kuru veya sulantılı ekzema plakları şeklinde görülür. Kaşıntı derinin zedelenmesine ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olur. Kaşıntının şiddeti uykusuzluk ve huzursuzluğu ortaya çıkarır. Derinin kuruluğu da şikayetleri artırabilir. Aile geçmişinde aile fertlerinde genellikle astım, saman nezlesi, atopik ekzema öyküsü bulunur.

Deri bulgularının şiddeti kişiden kişiye değişir. Tanı ekzema döküntülerinin görülmesi, ayrıntılı aile öyküsünün alınması ile çoğu zaman kolaylıkla konabilir.Tanının şüphe uyandırdığı vakalarda tamamlayıcı laboratuar tetkikler istenebilir; ancak laboratuar tetkiklerin ( örneğin IgE ) normal sınırlar içinde çıkmasının atopik dermatiti bertaraf etmeye yetmeyeceği ve vakaların ancak bir kısmında yükseldiği, deri testlerinde de ( Prick test ) yalancı negatiflikler olabileceği akılda tutulmalıdır. Atopik dermatit çocuğun yaşamında önemli sorunlar yaratabilir. Kaşıntı nedeniyle geceleri sık uyanma uyku sorunu yaratarak aile ve okul döneminde pek çok probleme neden olabilir. Sıkıntılı, gergin, uykusunu alamamış bir çocukta şikayetler kısır döngüye girerek ekzemanın tedavisini güçleştirir. Erişkinde de benzer sorunlar ortaya çıkar.

Hekimin görevi reçeteyi düzenlemek kadar aileye bu şikayetin çocuğun gelişiminde bir sorun yaşatmayacığını ancak kronik olup alevlenmeler ve bazen kendiliğinden gerileme dönemleri ile seyrederek bir süre devam edeceğini söylemek, mucize ilaç olmadığı fakat ısrarla tedaviye devam edildiğinde , tamamlayıcı koruma önlemlerine dikkat edildiğinde bir süre sonra hayat kalitesinin düzeleceği ve hatta kendiliğinden kaybolacağını anlatmaktır. Tedavide önemli üç nokta: enfeksiyonla mücadele ( tetikleyici veya hastalık seyrinde eklenen), yangı ile mücadele, derinin kuruluğu ile mücadele.

Genel önlemler;

Atopik dermatitte kuru hava tetikleyicidir. Oda ısısının çok yüksek olması veya çok kalın giysiler rahatsızlığı artırır. Banyo süresi çok uzun ( 5 dk.dan uzun olmamalı ) su çok sıcak olmamalıdır ( 33 dereceden düşük ). Bu önlemler derinin kuruluğunu artırmamak için gereklidir. Yumuşak dermatolojik sabunlar kullanılmalıdır. Kaşıntıyı artıracağı için yünlü giysilerden kaçınmalıdır. Enfeksiyonlu kişilerle yakın temas özellikle herpesi olan kişilerle öpüşmekten kaçınma önerilir. Aşılar normal süreci takip ederek uygulanmalıancak aşı sonrası ekzemada hafif bir alevlenme olabileceği konusunda aile uyarılmalıdır. Sorumlu allerjen maddelerin tanısı ve bunlardan kaçınma oldukça güç bir alandır.

En sık karşılaşılan akarlar ve stafilokoklardır. Akarlara karşı hassasiyet tespit edildiğinde özel temizlik ürünleinin ve yastık/döşek kılıflarının kullanımı önerilir. Besin allerjileri toplumda düşünüldüğündn daha az orandadır. Süt çocuğunda tip 1 duyarlılık artışı bulguları görüldüğünde besin allerjisi olma olasılığı bazı besin maddelerinin kesilmesi ve gerektiğinde testlerle kanıtlanır.

  • Deri kuruluğunun tedavisi özellikle hastalığın sakin dönemlerinde dikkat gerektirir. Kuruluk kaşıntıyı artırdığı gibi yeni ekzema döküntülerinin oluşmasında ve bu bölgelerde ikincil enfeksiyonların oluşmasında katkı sağlar. Nemlendirici kullanımı teşvik edilmeli ve kişi için en uygunu bulununcaya kadar değiştirmekten kaçınılmamalıdır. Herkesin daha iyi sonuç alabileceği farklı bir ürün mutlak bulunur. Çevresel nem oranı da önemlidir.
  • Yangı ile savaşta yerel olarak uygulanan kortizonlu ilaçlar hâlâ tedavinin temelidir. Aileye bu konuda eğitim vermek tedaviye uyumu dolayısıyla başarıyı getirir. Yan etkileri konusunda bilinçlendirmek ve nasıl kullanılacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermek gerekir. Bez bölgesi ve yüz bölgesi gibi hassas bölgelerde kaçınılmalı, gövdede günde bir kere tercihen akşam saatinde deriye uygulamak gece uykusunu rahatlatacağı için önerilebilir. On-onbeş gün sonra günaşırı kullanıma geçilebilir; bu şekilde tedricen kesmek alevlenmeleri engelleyebilir.

Deriye sürülen kortizonlu ilaç krem veya pomad formunda olabilir. Süt çocuğunda deri kıvrımları arasına sürmekten de kaçınmak doğrudur. Gerektiği zaman korku nedeniyle tedaviden kaçınmak süreci daha zorlaştırmaktadır. Son yıllarda kortizonlu kremlere alternatif olarak kullanılan yeni antienflamatuar ilaçlar atopik dermatit tedavisinde yerini bulmaktadır. Bunlar kaşıntı ve yangıyı baskılarken kortizonun korkulan yan etkilerini de göstermezler. Ancak hastalığın akut dönemlerinde kortizonlu kremler kadar etkin olamamaktadırlar.